Dikkat! Devam Eden Bir Yolculuk İçerir!

İngilizcemi geliştirmek istiyordum. Ama öyle grameri yalayıp yutup üç sözcükten öteye cümle kuramayanından değil. Gerçekten anadilim gibi konuşup anlamaktan bahsediyorum. Onlarca ülkede onlarca dil okulunu araştırdım ama hepsi benim bütçeme çok fazlaydı. Gidebilmek için en az bir yada iki yıl çalışıp para biriktirmem gerekiyordu. İşte  AuPair olmaya böyle karar verdim. Ozman Yurt Dışı Eğitim ve Danışmanlığı ve Luciana’yla tanıştım. Hiç vakit kaybetmeden dosya hazırlamaya başladık. Evet kabul ediyorum dosya hazırlama aşaması biraz uğraş gerektiriyor ama sonunda çok güzel bir deneyime ulaşmanın mutluluğu hepsini ezip geçiyor. Şunu söylemeden geçemeyeceğim. Başka  ülkelerdeki  AuPairler dosyalarını güzel hazırlarlarsa sizin iki kat fazla güzel hazırlamanız gerekir. Videoyu çok kaliteli yapmanız size çok fazla fayda sağlayacak her açıdan. Çünkü insanlar sizi orada değerlendirecek. Düşünün sizi sadece iki dakikalık videoyla tanıyıp ölçüp biçecekler. Tüm benliğinizi , karakterinizi oraya dökmelisiniz.Eğer çarpıcı kaliteli değilse , insanlara ulaşmıyorsa aile bulma süreciniz biraz uzayabilir.

Tüm bunlar geçtikten sonra sitemde online oldum ve aile beklemeye başladım. İki hafta sonra aileler yazmaya başladı. Ve ben her hafta sonu bir iki aileyle Skype görüşmesi yapıyordum. İngilizcem çok kötüydü ve ailelerle sadece Skype  görüşmesi yapmak için bile İngilizce çalışmam gerekiyordu.  Amerikanlar gerçekten çok hızlı konuşuyor. Çoğuyla beden dili ve agumalarımla anlaşıyordum. Şaka bir yana eğer bir şeyi anlamadıysam  , heyecandan konuşamıyorsam , kendimi ifade edemiyorsam açık yüreklilikle  “Benim İngilizcem çok iyi değil. Üzgünüm bu yüzden bazen kendimi yeteri kadar ifade edemiyorum. “   ya da  “ Şu an heyecanlıyım. Bu yüzden konuşmakta zorlanıyorum.”  diyordum. Duygularınızı saygılı bir biçimde söylediğiniz sürece kimseden çekinmenize gerek yok. Evet onlar Host Family olabilir ama  neticede sizin benim gibi insanlar. En az onlar kadar sizde değerlisiniz. Onların hiç Türkçe bilmeden , Türklerle konuşmaya çalıştığını düşünün. Sizinle konuşurken hata yapacaklar. Kendilerini anlatmakta zorlanacaklar. Siz onların bu durumunu nasıl karşılardınız ? Onları anlayışla karşılar ve muhtemelen ne kadar sevimli göründüklerini düşünürdünüz. O yüzden utanıp sıkılmanıza hiç gerek yok. Onlar zaten anlayış göstereceklerdir. Sizin amaçlarınız var. Hayalleriniz var. Ve en önemlisi bunu yapacak cesaretiniz var. İçinizde bu güç var. Çıkartın onu. Hiçbir şey düşünmeyin sadece hedefinize odaklanın. Eğer ben başarısızlığı kabul etseydim ikinci kez yeniden video hazırlamazdım. Ya da üçüncü kez vize görüşmesine gitmeyi denemezdim. Evet doğru tam iki kez vize alamadım. Üçüncüsünde vizeyi aldığımda eşleştiğim aileyi kaybettim. Çünkü eşleştiğim aile benim iki kez vize reddi almamdan dolayı Amerika ‘ya geleceğime inanmıyordu. Bu yüzden başka AuPair buldular. Hatta size daha garip bir şey söyleyeyim. O ailenin yeni AuPairiyle New Yorkta  aynı workshoptaydım.

Neyse yine bol görüşmeli , mailli günler başlamıştı. Kimi aileler çok ihtiyacı olduğu halde beni sırf İngilizcem kötü diye reddetti. Kimileri benimle öylesine konuşmuş çünkü zaten başka AuPairle anlaşmak üzerelermiş. Tüm bunlar olurken ben KPSS ‘yi kazandım matematik öğretmeni olarak. Hatta gideceğim okul bile belliydi. Ailem öğretmen olmamı istiyordu. İkileme düştüğüm çok oldu. Tüm bu süreçte annem beni çok destekledi her zaman yanımda oldu.  Benim hayallerim vardı. Artık kendi isteklerime engel olamıyordum. Zaman bitmişti. Artık bir karar vermem gerekiyordu. Kararımı verdim. Hatta her şey aynı gün gerçekleşti. Milli Eğitim Bakanlığına  gelemeyeceğim dilekçesini yazdığım gün , aileyle eşleştim. Ve derin sevinç , mutluluk , çoşku yaşıyordum. Kaliforniya ‘ya San Diego’ya gidiyordum. Uçuş günü gelene kadar heyecandan doğru dürüst uyuyamadım. New York ‘ta dolu dolu üç gün yaşadım. Bana para verseniz oradaki yaşadıklarımı , tanıştığım konuştuğum insanları , deneyimlerimi , zamanı hiçbir şeye değişmem. Sabahın yedisinde Central Parkta yürüyüşe mi çıkmadım ; gecenin on birinde şarkı söyleye söyleye, dans ede ede Times Meydanından mı yürümedim ; içinde bin bir çeşit milletten AuPair arkadaşlarımla tüm New York’u otobüsle mi turlamadım ; arkadaşlarımla sözleşip gizlice kaldığım otelin havuzunu mu kullanmadım ; gecenin yarısı tek başıma kaldırım taşına oturup pizzamı yerken gelen geçenle mi konuşmadım ? Zaman dursun istedim. Defalarca…

Nihayet San Diego’ya gelmiştim.Ailenin annesiyle tanıştım. Beni çok iyi karşıladı. San Diego’yu tarif etmem gerekirse her yer palmiye ağacı , tropikal bitkiler ve meyveler , gözlüklü ve terlikli mutlu insanlar. Hafta sonunu misafir ailemle beraber şehri kısa turlarla tanımaya çalışarak geçirdim. Bu hafta evin dadısıyla beraber  tüm ev kurallarını ve yapılması gerekenleri öğrenerek geçiriyorum. Buradaki ailem iki sekiz aylık bebeğe sahip. İki bebeğe bakmak biraz uğraş gerektiriyor. Çok yoruluyorsunuz ve bebeklerin sorumluluğu çok büyük. Ama buna da zamanla alışacağım. Ya buna bedel diyin , katedilmesi gereken yol deyin  , ne derseniz deyin umurumda değil. Çünkü benim hedeflerim var. Hayallerim var. Onları gerçekleştirmek için sabırla çalışıyorum, hala. Çok güzel günler , zamanı durdurmak isteyeceğim günler gelecek önüme. Tıpkı Amerika ‘ya geldiğim ilk günlerde olduğu gibi. Size tek bir sorum var. Sizce tüm bu çaba bu güzel günlere , zamanı durdurmak istediğim anlara değmez mi ?